Köy Tarihçesi

degirmenlik2 Değirmenlik antik dönemde hepsi birbirine bağlı Başpınar suyunun aktığı derelerin her iki tarafına kurulu dört köyden oluşmuştu.
İlk yerleşim yeri ise antik ismi Cythera olarak adlandırılan Kythrea’ da kurulmuş köyün doğusundaki Aziz Dimitrigoos Kilisesi harabeleri yakınındadır.
Kyhtrea (Değirmenlik) ismi M.Ö. 12. Yüzyılda Atinalı Akamas’ın torunu olan Cythros idaresi altında Yunanlılar tarafından kolonileştirildiği zamanki yerleşim yeri olan “Chytri” kelimesinden gelişerek oluştuğu belirtilmektedir.
Günümüzde kullanılan Değirmenlik isminin ise bir rivayete göre Başpı
nar’dan akan kaynak suyu ile çalışmakta olan çok sayıdaki değirmenden geldiği söylenmektedir.    

 

Kıbrıs’ın en eski yerleşim yerlerinden biri; Değirmenlik


degirmenlik1OSMANLILARIN YERLEŞTİĞİ KÖY… Osmanlılar, Kıbrıs’a geldikleri zaman, Değirmenlik’e de yerleşmişler… Bugün, Osmanlı mimarisinin birçok örneğini bu köyde bazı evlerde görebiliriz… Hatta köydeki en ünlü değirmenlerden birinin adı Karamehmet Değirmeni’ymiş… Yıllarca Rumlar bile böyle bilmiş bunu…

 

   Kıbrıs’ta başka bir köyde bu kadar çok kiliseye rastlamadım… Kimseye kaç tane olduğunu sormak aklıma gelmedi ama en az 15 kilise saydım Değirmenlik’te… 1974 yılında göç eden Rumlar değil sadece, tarihten beri bu köyde, ya da bu yerleşim biriminde yaşayanlar kiliselerine çok önem vermişler… Kythrea adıyla bilinen bu yer, Kıbrıs’ın en eski yerleşim yerlerinden biri…

   Tarihi geçmişinden pek fazla kalıntı yok… Ayrıca bu köyün en ünlü özelliği geçmişte suyuydu, pınarıydı… Bölgedeki birçok köyün can damarıydı bu su ve pınar… Ama kurudu… Belki de Kıbrıs’ta son 50 yılın en acı olayıdır Değirmenlik’teki pınarın kuruması… Lapta’da, Kırnı’da da pınarlar hep kurudu… Ama ne Lapta’nın ne de Kırnı’nın pınarları, Değirmenlik’in ya da eski adıyla Kythrea’nın pınarları kadar verimliydi… 1986’dan beri pınar zayıf akıyor, eskisi gibi akmıyordu… Öyle olunca da, bu pınar üzerinde tarih yazmış onlarca değirmenin yerinde şimdi yeller esiyor. Çok, hem de çok az değirmen kalıntısı görülebiliyor. Onları korumak da kimsenin aklına gelmemiş.

Degirmenlik Koy   Yeri gelmişken yazayım… Gittiğim birçok köyde, gerek muhtar gerekse belediye başkanları, eski evleri ya da binaları yıkmakla övünüyor… Dünyada herkes bu eski evleri korumak için didinirken, biz yıkıp temizledik diye övünüyoruz… İşte Değirmenlik’te eski su yolları, eski değirmenler hepsi gitti. Yıkıldı, sözde temizlik yapıldı ve tarih ellerimizle yok edildi… Bir kişi ormanlarımız için, “Kıbrıslı Türklere Nobel orman yakma yok etme ödülü verilmeli” demişti… Köylerimizi gezdikçe, eski kemerli evleri yıkmakta da ödüle layık olduğumuz gerçeği çıkıyor ortaya…

   Evet Kythrea’dayız… Kythrea adını 1974’te almadı… 1974’ten sonra biz bu tarihi ismi, tıpkı tarihi binalar, evler su kemerleri, su yolları ve değirmenler gibi sildik… Değirmenlik dedik bu köye… Oysa Kythrea adının tarihi bir anlamı, değeri var… Değerleri hatta… Kimisine göre Afrodit’in dinsel adı olan Cyhera’dan geliyor bu isim…

   Kıbrıs adasında on krallık olduğu asırlar öncesinde, krallıklardan biri de burasıymış… Tsirka olarak telaffuz ettiğimiz Kyrka, Chytri, Kythrea, Kythraia derken 30 kadar değirmenden kaynaklanan Değirmenlik isimleri kullanılmış köy için…

   Bazı kaynaklara göre Chytri isminin kullanıldığı dönemlerde, Afrodit’in yanı sıra, Apollon ve Artemis gelip buralarda ibadet etmiş… Biz ise Değirmenlik’i unuttuk… Suyu gibi, değirmenlerini de kuruttuk… Öylesine bir memur köyü yarattık. Lefkoşa’ya 19 kilometre uzaklıkta, havanın temiz olduğu günlerde Lefkoşa’yı nefis bir etkileyicilikte görebileceğimiz bir yer olarak bıraktık sadece…

1974 öncesinde Değirmenlik’te Türklerin yaşadığından haberimiz var mıydı? Hayır çoğumuzun yoktu… Oysa Osmanlılar Kıbrıs’a geldikleri zaman, Değirmenlik’e de yerleşmişler… Bugün, Osmanlı mimarisinin birçok örneğini bu köyde bazı evlerde görebiliriz… Hatta köydeki en ünlü değirmenlerden birinin adı Karamehmet Değirmeni’ymiş… Yıllarca Rumlar bile böyle bilmiş bunu… Ancak belli ki sonradan bazı zengin Rumlar da, görkemli Osmanlı Türk evlerine nazire yaparcasına, inanılmaz güzellikte evler inşa etmişler… Çoğu bakımsız ve yıkılmak üzere olan bu evlere, soba delikleri açmışız; tarihi değeri olan görkemli tahta kapılarını söküp, yerine alüminyum kapılar takmışız ve inanmayacaksınız ama Azteklerin bile bulmakta zorlanacağı orijinallikte, ve de çok üzgünüm ama iğrenç parlaklıkta renklerle bu evleri boyamışız…

   Kythrea 1974 öncesinde nüfusu 5 bini aşan bir kasabaydı adeta. Köyde Galliga ailesi ve Emine ile Ali isimli bir karı kocanın yaşadığını bazı Rumların, sevgili Sevgül Uludağ’a verdikleri röportajlarda okumuştum.

   Ancak Değirmenlik’in hemen yanındaki Beyköylüler, Minareliköylüler buğdaylarını öğütmek için çok sık gelirlerdi Değirmenlik’e…

   Değirmenlik’te yıllar öncesinin zengin zeytin bahçeleri ve portakal bahçeleri, ünlü pınarla birlikte kurudu… Türk toprağı olan Değirmenlik Başpınarı artık akmıyor ve biz ziyaret ettiğimizde, buradaki restoran da kapalıydı, etraf da darmadağınık, pisti… Eskinin korkunç piknikçilerini aradı gözlerim bir ara… Çocukluğumda geldiğim ve şırıl şırıl akan suyu gözlerimi kapatıp sadece hayalimde yaşattım.

Değirmenlik’te şu anda 2 bin 500 nüfus yaşıyor… Bunların bin 800 kadarı seçmen. Köyde çok iyi bir sağlık ocağı, belediye, üçüncü ligde şampiyon olup bu sezon ikinci lige terfi eden futbol takımı, bir lise, iki ilkokul var…

   Yollar son derece iyi… Belediye Başkanı’ndan pek fazla şikayeti olan yok aslında… Ama Değirmenlik’e son yasalarla bağlanan köy sayısının artması; aynı zamanda köye yeni bir kent olarak yeni binaların yapılması, hizmetin kalitesini düşürmüş. Bazı köylüler buna inanıyor. Örneğin yeni kent olarak bilinen bölgede sokak lambalarının yanmadığından, yolların da gerektiği ilgiyi görmediğinden yakınanlar var.

   Son olarak köyde varlığını sürdüren Başpınar Un Fabrikası da başka yere taşınmış… Köyde iş imkanı sıfır… Çok sayıda işsiz genç var…

   Bir de pek fazla konuşmak istemeyen, gazetecilere konuşmayı pek sevmedikleri anlaşılan köylüler… Bir tanesi, “Başpınar kurudu, Değirmenik de kurudu” diyor… Fotoğrafını çekip ismini yazmak istiyorum, “sakın ha” diyor…

   Köyde Başpınar kurumuş olabilir ama su sorunu yok… Yaz aylarında “belki” sıkıntı olabilir diyenler var…

   Son derece politik bir köy… Her partinin merkezinin bulunduğu ve her partinin de bin 800 seçmenden dolayı oldukça ilgi gösterdiği bir yer…

   Köyde bir belediye başkanının yanı sıra yedi de muhtarın olduğunu öğreniyoruz… Aslında çok geniş bir araziye dağılmış bir köy Değirmenlik… Köyde restorana rastlamıyoruz ama kahvehane, internet cafe ve bet ofis bulmak mümkün. Çok sayıda bakkal görülebiliyor…

   Köyde eskiden yapılan tarım ve hayvancılık, suyla birlikte azalan sektörler arasında… Memur sayısı hayli fazla. Üstelik de 19 kilometrelik Lefkoşa yolu, memurlar tarafından genellikle kendi arabaları ile gerçekleştiriliyor… Toplu taşımacılık mı? Bir tek otobüs var. Sabah çıkıyor, akşam dönüyor.

   Köyde Türkiye ve Güney Kıbrıs göçmenleri eşit oranda… Türkiyeli göçmenler daha çok Adana, Manisa ve Trabzon’dan… Kıbrıslılar ise Aleminyo ağırlıklı… Baflı, Limasolu da var…

   Ve çiçek lahanası… Türkiyeliler çiçek lahanasına ne diyor? Karnıbahar diyor! Neymiş? Karnıbahar…

Diyeceksiniz ki “Karnıbahar ile Kythrea’nın ne alakası var?” Veya çiçek lahanası ile Değirmenlik’in bir yakınlığı olabilir mi?

   Evet olur… Bilmeyenler için yazalım… İddialara göre çiçek lahanası ilk kez Romalılar tarafından bu köyde yetiştirilmiş ve yine Romalılar tarafından orta çağlarda Avrupa ile tanıştırılmış…

   Değirmenlik’in bir diğer önemli özelliği ise 1928 yılında Kithrea harabeleri olarak bilinen bölgede Roma İmparatoru Lucius Septimius Severus’a ait bir bronz heykelin bulunmuş olmasıdır. 

   Lucius Severus Kuzey Afrika'da bugünkü Libya, Tunus ve antik dönemde Kartaca olarak bilinen bölgenin güney doğusunda Leptis Magna'da 11 Nisan 146’da doğdu… 4 Şubat 211’de ölmüş… Roma İmparatorluk Generali ve 9 Nisan 193 ile 4 Şubat 211 arası Roma İmparatoru olmuş. Kuzey Afrika'da doğan ilk Roma İmparatoru ve ilk siyah İmparatordur. 1928 yılında Değirmenlik yakınlarında bulunan heykeli hala Güney Lefkoşa’daki Kıbrıs Müzesi’ndedir…

 

Serhat İNCİRLİ

http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/66410/PageName/Ic_Haberler

 13 Şubat 2009 / Cuma 

 

Okul Müdürümüzün Mesajı

aliyaman

OAB Başkanımızın Mesajı

Resim 248

Müjde: AB Projemiz Onaylandı.

conferencebike250