Basında Biz

‘Tohumdum, buraya düştüm, burada yeşerdim ben’

Türkiye’den gelen ailelerin
Kıbrıs’ta büyüyen çocukları
Çağıl Günalp

===========================================================
>>1974 sonrası ortaya çıkan toplumsal ‘ayrışma’ sorununu masaya yatırıyoruz. Kimi zaman çeşitli sıfatlar ile dışlanılan insanlar Kıbrıs’ı, yaşadıklarını anlatıyor… Türkiye’den gelen ailelerin Kuzey Kıbrıs’ta büyüyen çocukları konuşuyor (1)<<
===========================================================

12458-ozel-bgAilelerinin yaşadıkları, ülkeyi terk edip Kuzey Kıbrıs’ta yeni bir hayat kurma kararları, aileleri kadar onları da etkiledi. 1974 yılından beridir Kuzey Kıbrıs’a göç eden Türkiye’den gelen ailelerin çocuklarının kimisi bu coğrafyada hayata “merhaba” dedi… Kimisi ise konuşmayı burada öğrendi… Başka bir ülkede, başka bir kültürde doğan ve büyüyen çocuklar anlatıyor

‘Tohumdum, buraya düştüm, burada yeşerdim ben…’

———————————————————————————————–

·        Leyla Günsay, 17 yaşında genç bir kız… Ailesi Gaziantep’ten 16 sene önce Kuzey Kıbrıs’a yerleşmiş…
·        
“Bebekliğimi, çocukluğumu, ergenlik dönemimi bu topraklarda geçirdim ben…Buranın eğitimini aldım. Konuşmaya bu ülkede başladım”

·         “Türkiye’den 15 yaşından sonra gelen kişiler Türkiyeli damgası yiyor”

·         “Kıbrıs’ta 2 gününü geçiren bir insan… benim yıllarca ortaya koyduğum düzgün duruşu zedelememeli”

·        “İnsanları sıcakkanlı Kıbrıs’ın. İleri görüşlü. Ben Türkiye’de gece yalnız başıma dışarı çıkamam.”

Leyla Günsay, 17 yaşında genç bir kız… ‘Günsay’ ailesinin 5 çocuğunun en küçük olanı. Değirmenlik Lisesi’nde okuyor… Lise son sınıf öğrencisi. Ailesi Gaziantep’ten 16 sene önce Kuzey Kıbrıs’a yerleşmiş…
Ailesi Kıbrıs’a yerleşmeye karar verdiğinde sadece 1 yaşında bir bebek olduğunu söylüyor Leyla.
“Bebekliğimi, çocukluğumu, ergenlik dönemimi bu topraklarda geçirdim ben…Buranın eğitimini aldım. Konuşmaya bu ülkede başladım” cümlelerini kuruyor konuşmasının başında… Gerek okulunda, gerekse sosyal yaşantısının her evresinde herkes tarafından benimsendiğini belirten Leyla, “Beni hiç ailem Türkiyeli diye dışlamadılar. Her zaman kişiliğim ile benimsendim. Doğru olan da buydu” diye konuşarak herhangi bir söylem veya davranış ile herhangi bir ötekileştirilmeye maruz kalmadığını ifade ediyor.
 
“‘Türkiyeli’ damgası yiyenler var”

“Peki Türkiyeli ailelerin çocuklarından herhangi bir dışlanmışlık yaşayan tanıdığın veya bildiğin var mı?” diye sorduğumuzda ise Leyla Günsay, ötekileştirilenlerin genelde 15 yaşından sonra Kuzey Kıbrıs’a gelen Türkiyeli ailelerin çocukları üzerinde olduğunu kaydediyor. 12458-ozel“Türkiye’den 15 yaşından sonra gelen kişiler Türkiyeli damgası yiyor” şeklinde konuşan Leyla, Türkiyeli ailelerin burada doğan veya çok küçük yaşta Kuzey Kıbrıs’a gelen çocuklarının çok büyük bir oranının topluma adapte olduğu için herhangi bir dışlanmaya maruz kalmadığını düşündüğünü belirtiyor.
 
‘Rahşan Affı’ ve Kıbrıs ilişkisi

 “Gazetelerde okuyorsundur. TC’den gelen ve suç işleyen birçok insan var ülkede. Cezaevine baktığımızda büyük oranı TC’li. Bu seni rahatsız ediyor mu?” sorusuna ise ilginç bir cevap veriyor. Türkiye’de 2000 yılında çıkan af sonrası Kıbrıs’a gelen Türkiyeli nüfustan bahsediyor. Af sonrası adaya  gelen TC’li nüfus ile birlikte suç işleyenlerin yoğunlaşabileceğine ihtimal veriyor. Türkiye’de tahliye edilen kişilerin damga yediklerini kaydeden Leyla, Türkiye’de tahliye sonrası dışlanan şahısların Kıbrıs’a yerleşmeyi tercih ettiklerine işaret ediyor.
 
“Kıbrıs’ta 2 gününü geçiren bir insan…”

Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine artarak devam eden kontrolsüz nüfus akışı  ciddi anlamda rahatsız ediyor O’nu…  “Bugün Kıbrıs’a Türkiye’den ciddi bir nüfus hareketi olduğu doğrudur. Bundan 17 yaşında bir kız olarak ben de rahatsızlık duyuyorum. Buraya Türkiye’den gelip suç işleyen bazı kişiler bütün Türkiyelilerin kötü bilinmesini beraberinde getiriyor” cümleleri ile kontrolsüz nüfus akışı ile ilgili düşüncelerini ortaya koyan Leyla, her şeye rağmen toplumun bazı kesimlerinin bütün Türkiyelileri “kötü” bilmesinden büyük üzüntü duyuyor.
“Türkiye’den bu ülkeye gelen herkes kötü değildir. Kıbrıs’ta 2 gününü geçiren bir insan benim yıllarca ortaya koyduğum düzgün duruşu zedelememeli” diyen Leyla, adaya göç eden insanların etnik kökenleri yerine kişilikleri ile değerlendirilmelerinin insanları ötekileştirmemek için gerekli olduğuna dikkat çekti.
 
Buradaki hayat orada yok !

Kıbrıs ile Türkiye arasında ne gibi farklıklar olduğunu düşündüğünü merak ediyoruz. Gözlemlediği farklılıkların ne olduğunu  soruyoruz Leyla’ya. Başlıyor anlatmaya kendi dünya görüşü çerçevesinde gözlemlediği farklılıkları: “ Kuzey Kıbrıs’ta kimse kimsenin bir şeyine göz koymaz. Burada insanlar rahat ve huzurlu. Yaşamak rahat. İnsanları sıcakkanlı Kıbrıs’ın. İleri görüşlü. Ben Türkiye’de gece yalnız başıma dışarı çıkamam. Türkiye’ye giderken bavulumu açık kıyafet koyamam. Kıbrıs Türkiye kadar muhafazakar bir ülke değil ” 
 
Kendimi Kıbrıslı gibi hissediyorum

Sohbetimizin ilerleyen dakikalarında konu Leyla’nın kendini “Kıbrıslı mı Türkiyeli gibi mi?” hissettiğine geliyor. Leyla bu soruya cevap verirken bir saniye bile düşünmüyor: “Tabi ki Kıbrıslı gibi hissediyorum kendimi. Ben bir tohumdum. Buraya düştüm. Buranın toprağında buranın suyu ile yeşerdim. Kıbrıslı hissediyorum doğal olarak kendimi”. Konuşmamız esnasında Türkiye’de doğmaktan ise her zaman gurur duyduğunu anlatıyor Leyla. Türkiye’de doğan ve adada büyüyen bazı kişilerin Türkiye’de doğduklarını inkar ettiklerini belirten Leyla, insanın dünyanın herhangi bir coğrafyasında dünyaya gelmesinin ne gibi utanılacak bir yanı olduğunu anlamakta güçlük çektiğini vurguluyor.

http://www.yeniduzen.com/detay_ars.asp?a=12458

Çevre masaya yatırılacak

“Yerel Yönetimler, Halk Sağlığı ve Çevre” paneli Pazartesi gerçekleştiriliyor…
 
15141-degir-1Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği ile Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’ninin birlikte düzenleyecekleri “Yerel Yönetimler, Halk Sağlığı ve Çevre” konulu panel, 14 Aralık 2009 Pazartesi, Saat: 19.30’da Değirmenlik Lisesi’nde gerçekleştiriliyor. Konu ile ilgili basına açıklamada bulunan Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği başkanı Osman Çağdaşoğluları panelle ilgili olarak şunları dile getirdi: “Yaklaşık bir yıl önce kurulan derneğimiz, bölgemizde başgösteren çevre sorunlarına ilişkin halkta duyarlılık ve farkındalık yaratmak maksadıyla bir takım somut faaliyetler gerçekleştirmiştir. İlk olarak yaşanan kuraklığa karşı mücadele olarak fidan dikimi ile işe koyulduk. Ardından ağaçlandırılmak üzere ilgili bakanlık tarafından derneğimize içar edilen tepelik araziye yönelik, Avrupa birliği hibe programları kapsamında toplam değeri yaklaşık 267.000 Euro olan bir AĞAÇLANDIRMA projesi hazırladık. Ön aşamayı geçmiş olan projemizin bir sorun çıkmakadığı taktirde kabulünün gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Temmuz ayı içerisinde, bölgemizde yaşanan çevresel sorunlarla ilgili olarak başta taş ocakları olmak üzere, plansız yapılaşma, çöplükler, peynir altı suları, baz istasyonları gibi daha birçok sorunun varlığı hakkında, önerilerimizi ve görsel materyalleri de içeren bir dosya hazırlayarak Cumhurbaşkanımıza makamında sunduk. O günkü resmi ziyaretimizde de ifade ettiğimiz gibi, çevre sorunlarını herkesin ortak sorunu olarak görmekteyiz.  Sorunlar, SİYASET ÜSTÜ öncelikli sorunlar olarak ele alınıp değerlendirilmeli ve Sivil Toplum-Devlet işbirliği ile çözümlenmesi gerektiğine inanmaktayız. Bu anlamda panelimizin savunduğumuz bu perspektife olumlu katkılar yapacağı inanmaktayız. 15141-osmanPanelin gerçekleştirilmesinde İnanılmaz katkı ve özverilerde bulunan başta Değirmenlik Lisesi Müdürlüğü’ne, Belediye imkanlarını seferber eden Değirmenlik Belediyesi’ne ve derneğimize katkı yapan tüm kurum kuruluş ve bireylere sonsuz teşekkür eder, tüm halkımızı panelimize katılarak bizleri onurlandırmaya ve bilgilenmeye davet ediyorum”
 
KONUŞMACILAR:
1.    Prof. Dr. Çağatay Güler
(Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim üyesi)
 
2.    Yrd. Doç. Dr. Salih Gücel
(Yakın Doğu Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Öğretim üyesi)
 
3.    Sibel Paralik  (Çevre Mühendisi)
 
4.    Mustafa Gürsel  (Emekli Gazeteci-Çevre Aktivisti)
 
Tarih:
14 Aralık 2009 Pazartesi
 
Yer:
Değirmenlik Lisesi (Değirmenlik)
 
Panel Akışı:
19.30  Tanışma ve Sohbet Kokteyli
20.00  Açılış Konuşması ve Derneğe katkı yapan 
           Kuruluş ve SahıslaraTeşekkür Belgelerinin Verilmesi
20.10  Panel konuşmacılarının sunumları ve
sunumların ardından soru ve cevap bölümü.

http://www.yeniduzen.com/detay_ars.asp?a=15141

Öğrenciler grevde!

Öğrenciler grevde!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı karar öğrencileri greve sürükledi. Artık “zorunlu eğitim” dışında otobüs ücretlerini ödemeyeceğini açıklayan bakanlığın kararına öğrenciler tepkiyle yaklaştı. Bu bağlamda Değirmenlik Lisesi öğrencileri Cuma günü, kararın geri alınması için okul binası önünde saat 10.05’te grev düzenliyor.

http://www.yeniduzen.com/detay_ars.asp?a=3450

Adaçayı, harup zeytin ve alıç

resize (2)AB tarafından finanse edilen ve UNDP tarafından yürütülen ‘Daha Yeşil Bir Değirmenlik’projesi tamamlandı.

 Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği tarafından hazırlanan, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve UNDP-PFF tarafından yürütülen “Daha Yeşil Bir Değirmenlik” projesi tamamlandı.
   Proje kapsamında Değirmenlik İlkokulu’nun arkasında bulunan tepelik arazide erozyonun önlenmesi için çalışma yapıldı.
   5 bin metrekarelik alan teraslandı, yaklaşık 800 metrelik alana yürüyüş parkuru yapıldı. Seyir noktaları kurulan araziye zeytin, harup, alıç ve pelit gibi bin ağaç ekildi. Ayrıca ağaçların kurumaması için araziye sulama sistemi de kuruldu.

   Öte yandan, biyologlar nesli tükenmekte olan ve sadece Değirmenlik bölgesinde yetişen “Değirmenlik Adaçayı” ile ilgili çalışma yaptı.
   Proje kapsamında Değirmenlik İlkokulu’ndaki öğrencilere bu bitkiyi tanıması ve koruması için bilgi verildi. Ayrıca okulda “Değirmenlik Adaçayı” konulu bir resim yarışması düzenlendi. Resim yarışmasına katılan öğrencilerin eserleri dünkü etkinlikte sergilendi.
   “Daha Yeşil Bir Değirmenlik” projesinin hayata geçmesi için AB’nin yaklaşık 128 bin Euro sağladığı bildirildi.

Ağaç dikildi

   Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği, Değirmenlik Belediyesi, Değirmenlik İlkokulu, Değirmenlik Lisesi, Şehit Mehmet Eray İlkokulu, Değirmenlik Sanat Derneği, Değirmenlik Spor Kulübü ve AB ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerinin katılımı ile dün projenin açılışı gerçekleşti. Etkinlikte fidan dikildi. Düzenlenen çocuk şenliği ise güne ayrı bir anlam kattı.
   Değirmenlik İlkokullu öğrencilerinden oluşan koro şarkılar söyledi. Bazı öğrenciler orman sevgisi ile ilgili şiir okudu.
   Ağaç diken öğrenciler ve öğretmenler daha sonra etkinliğe katıldı. Uçurtmalar uçurtuldu, çocuklar yüz boyama etkinliğine katıldı. Balondan yapılan oyuncaklarla oynayan öğrenciler ayrıca çit boyadı.   
   Etkinlikte, köy kadın kursu katılımcılarının endemik bitkilerle ilgili yaptığı el işleri sergilendi.
   İzazı ikramın yapıldığı etkinlikte Kıbrıs’ın sevilen yiyecekleri vardı.agac02

Çocuklar da projeye dâhil edildi

   AB ve BM yetkilileri törende günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.

   Yetkililer ülkedeki erozyona dikkat çekti. Biyolojik çeşitliliğin önemine değinildi ve projeye çocukların dahil edilmesinin farkındalığı artıracağından söz edildi.
   Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği Genel Sekreteri Osman Çağdaşoğluları ise daha yeşil bir Değirmenlik için çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.
   Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal ise konuşmasında “Avrupa Birliği, Kalavaç ve Erdemli’den sonra bölgedeki 3’üncü projeye hayat veriyor. Teşekkür ederiz” dedi.
   Başkan Işısal, yeşil ve temiz bir çevre için belediye olarak tüm çalışmalara katkı koymaya hazır olduklarını söyledi.
   Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülsüm Gözenler, yurtdışındaki bir fuara katıldığı için etkinlikte bulunamadı.

http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/2/news/151197/PageName/Ic_Haberler

Alaminyo şehitleri Değirmenlik köyündeki Alaminyo Şehitleri Anıtı’nda anıldı

resizealAlaminyo şehitleri Değirmenlik köyündeki Alaminyo Şehitleri Anıtı’nda dün gece düzenlenen törenle anıldı.

Rum ve Yunan milis ve askerleri tarafından öldürülen 1967’de 5 ve 1974’te 15 Kıbrıslı Türk’ün anıldığı törene, şehit yakınları ve köylüler yanında Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana, Maliye Bakanı Ersin Tatar, UBP Milletvekili Zoru Töre, Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal katıldı.

Tören, çelenklerin protokol sırasına göre anıta konulması ile başladı. Saygı Duruşu, saygı marşı ve saygı atışının ardından bayraklar İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi.

IŞISAL: “KIBRIS SORUNUNDA TARAF OLAN TÜM KESİMLERE SESLENİYORUM. GELİN ADANIN GERÇEKLERİNİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK BARIŞ SAĞLAYALIM”

Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türkü’nün kısıtlı imkanlara karşı Rumlara karşı direnerek hem toprak hem de namusuna sahip çıktığını söyledi.

Işısal, “Aziz şehitlerin vatan uğruna verdikleri bu mücadelenin kıymetini gün geçtikçe daha iyi anlamaktayız” dedi.

Mehmetçik ve mücahitlerin verdiği mücadele sayesinde 38 yıldır kan akıtılmadan yaşandığını belirten Işısal, “Kıbrıs sorununda taraf olan tüm kesimlere sesleniyorum: Gelin adanın gerçeklerini göz önünde bulundurarak barış sağlayalım” dedi.

Şehitlere minnet duygularını ifade eden Işısal, şehit yakınlarına da sabır diledi.

TOLGA: “GENÇLERİN KARŞIMIZDAKİ DÜŞMANI İYİ TANIMASI LAZIM. TANIMALI Kİ ONLARIN SÖYLEDİKLERİNE DEĞİL YAPTIKLARINA BAKSINLAR”

Alaminyo köyü şehit aileleri adına konuşan Mustafa Tolga da, “Bizimle ilk kez birlikte olanlar, özellikle genç nesillerin, karşımızdaki düşmanı iyi tanıması lazım. Tanımalı ki onların söylediklerine değil yaptıklarına baksınlar” dedi.

Tolga, “Barış istiyoruz ama kimse bizden Rum’a ve Yunan’a güvenmemizi beklemesin… Bizim tek güvendiğimiz Anavatan Türkiye ve onun kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’dir“ dedi.

Bugünlere gelinmesine ödenen bedellerin, bugün Kıbrıs Türkü’nün kaderinde söz sahibi olan kesimin bir çoğu tarafından unutulduğunu belirten Tolga, “Başta şehit anaları, şehit eşleri ve şehit çocuklarına sahip çıkmanın vazgeçilmez görevleri olduğunu tüm sorumlulara hatırlatmak isterim” dedi

Törende Değirmenlik Lisesi öğrencisi Sonay Demirpençe “Şehidin Kızıyım”, Berfe Kaçar ise “Şehitler” adlı şiiri okudu.

1967’de Rumlar tarafından hazırlanan bombalı tuzak 5 Kıbrıslı Türk’ün ölümüne yol açmış, 20 Temmuz 1974’te ise Alaminyo köyüne saldıran Rum milis ve Yunan askerleri teslim aldıkları 15 Kıbrıslı Türkü kurşuna dizdikten sonra topluca gömmüştü.

http://www.kibrispostasi.com/print.php?news=84951

Büyük bir aile gibi

resize (1)Değirmenlik Lisesi öğretmenleri, Esentepe’de buluştu
 Değirmenlik Lisesi Müdürü Ali Yaman’ın, muavinlerin, tüm öğretmenler ve personelin de yer aldığı kutlama yemeğine, emekli müdürlerle eğitimciler de katıldı. 
   Esentepe’deki, “Tuncay’ın Yeri Restoran”da bir araya gelen Değirmenlik Lisesi öğretmenleri,  gönüllerince eğlendi. 
   Yoğun geçen bir dönemin ardından yorgunluk atan ve sohbet etme imkanı da bulan öğretmenlerin birlikteliği, kaynaşması ve aile havası içinde olması en çok da okul müdürü Ali Yaman’ı memnun etti. 
   Öğretmenler, canlı müzik eşliğinde piste çıkıp oynamayı da ihmal etmedi. Değirmenlik Lisesi öğretmenleri, yeni yılda da buluşup, eğlenme sözü verdi.  

http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/9/news/150984/PageName/Magazin

Değirmenlik Lisesi’nde ‘kayıplar’ı anlattık…

2130 Nisan 2012 Pazartesi günü Değirmenlik Lisesi’nde 10. ve 11. sınıfta okuyan öğrencilere ve öğretmenlere “kayıplar”ı anlattık.
Power point sunuşu eşliğinde fotoğraflarla Dohni’den, Muratağa-Atlılar-Sandallar’dan, Palekitre’den (Balıkesir), Yalusa’dan (Yeni Erenköy), Aretyu’dan, Bilelle’den (Göçeri), Bahçalar’dan (Pervolya) “kayıplar”ın ve “toplu mezarlar”ın öykülerini öğrencilere sunarken, “kayıplar”dan geride kalanların gömü yerlerinin bulunmasında Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum okurlarımızın oynadığı önemli rolü de aktardık. “Kayıplar” konusunun son derece insani bir konu olduğunu, “kayıp” yakınlarının, özellikle “kayıp” şahısların eşlerinin ve çocuklarının yıllarca sevdiklerinin geri dönüşünü beklediklerini, onların acısını az da olsa hafifletmek için “kayıplar”dan geride kalanların bulunarak ailelerine iade edilmesi gerektiğini aktardığımız öğrencilere Kıbrıs’ın her iki tarafından da yaşanmış öykülerden örnekler sunduk.
Aretyu’dan Aralık 1963’te evinden alınarak “kayıp” edilen Naim Hüseyin’in kardeşi Mehmet Ali Göçer de bizimle birlikte Değirmenlik Lisesi öğrencilerine hitap ederek, “İster Kıbrıslıtürk, ister Kıbrıslırum olsunlar, tüm kayıplar bulunmalıdır çünkü kayıp aileleri çok büyük acılar içindedir…” diye konuştu. 1963’te Aretyu’dan alınarak “kayıp” edilen Naim Hüseyin, Kemal Hüseyin ve Salih Cemal’dan geride kalanlar, bir Kıbrıslırum okurumuzun bizi arayarak onların gömülü olduğu kuyuyu göstermesi üzerine Kayıplar Komitesi tarafından Tseri’deki bu kuyuda yapılan kazıda bulunmuşlar ve onlardan geride kalanlar ailelerine iade edilerek düzenlenen törenlerde toprağa verilmişlerdi.
Değirmenlik Lisesi’ndeki sunuşumuzda ayrıca “kayıplar”la ilgili yaşanmakta olan süreçten etkilenen Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum eğitimciler ve akademisyenlerin de Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği faaliyetleri çerçevesinde öğretmenler için “kayıplar” konusunu sınıfta nasıl ele alabilecekleri hakkında bir kaynak kitap hazırladıklarını aktardık ve kitap hakkında öğrencilere ve öğretmenlere bilgi verdik.
“Kayıplar” konusundaki sunuşumuzu dinleyen öğrenciler ve öğretmenler de “kayıplar” konusunda kendi yaşadıkları deneyimleri anlattılar…
Değirmenlik Lisesi’nde öğrencileri ve öğretmenleri “kayıplar” konusunda bilgilendirmek için bizi davet eden okul yönetimine sonsuz teşekkürler…

Sevgül Uludağ

http://www.yeniduzen.com/detay.asp?a=43643

Yetenek Sizsiniz Değirmenlik

38940-e2 Memleketin dipsiz kuyu formundaki siyasal yaşamından biraz sıyrılıp Mesarya’nın kentleşen kasabasında güzel bir sabahı yaşamak ve gençlerle birlikte olmak heyecen verdi.
Günlerden 27 Aralık 2011, Değirmenlik Lisesi’nin düzenlediği bazı etkinlikler kapsamında, müzik öğretmenleri Ayşen Barışsal’ın önderliğinde bir de Değirmenliğin yetenekli genci seçildi. Yetenekli gençlerin değerlendirilmesinde bana da söz hakkı tanıyan okul yönetimine buradan teşekkürler. “Yetenek Sizsiniz Değirmenlik” ismini verdikleri son zamanların gözde şarkı yorumlama yarışmasını, Değirmenliğe taşıdılar ve bence çok da iyi yaptılar. Memlekette güzel işler de oluyor demekten kendini alamıyor insan. Özellikle, Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki en iyi müzik gruplarının başı çekenlerinden  olan “Jazz Mania” Ayşen’in muhteşem sesiyle güne çok renk kattı ve damgasını vurdu diyebilirim. Böyle yüksek  düzeydeki bir orkestranın solistinin Değirmenlik Lisesi’nde müzik öğretmeni olması, sadece okulu için değil Değirmenlik için de büyük bir şanstır. Elbette okul yönetimi de bu şansını çok güzel değerlendirmekte ve bu da görülüyor. Sayıları onyedi olan ve şarkı söylemeyi çok seven cesaretli gençler kalabalığın önünde sahne aldılar. Herbirini çok büyük bir zevkle dinledik. Müzik altyapılarını kendileri hazırlamışlar. Bazıları ise, kendileri çalıp kendileri söylediler. Kimileri günümüzün popüler İngilizce şarkılarını yorumladı, kimileri ise Türkçe şarkılarla arkadaşlarının ve tüm katılımcıların alkışlarını aldılar. Gençler giydikleri kostümlerini de özenerek seçtiler. Mühim olan, cesaretle yarışmaya katılmaktır desekte birinci, ikinci ve üçüncünün açıklanması büyük heyecanların yaşanmasında etken oldu. Günün son etkinliği olan Yetenek Sizsiniz Değirmenlik yarışmasının sonuçları isen sanırım herkes tarafından olumlu değerlendirmeler ve yorumlar almıştır. Songün Sayman Değirmenliğin yetenek yarışmasının birincisi geldi. Shakira’nın dünya kupası şarkısı Waka waka’yı seslendiren Songün, gerek bizler tarafından gerekse arkadaşları ve diğer izleyenler tarafından çok beğenildi. Yetenek Sizsiniz Değirmenliğin ikincisi Kübra Şahinli ve üçüncüsü ise Dilara Dural oldu. Tümünün sahne performansları ise, izlenmeye değerdi doğrusu. Değirmenlik Lisesi son zamanlarda gelişimi ile dikkatleri üzerinde topluyor. Özellikle, Değirmenlik Belediyesi’nin okula olan hızmetleri dikkat çekiyor. Türkiye Büyükelçiliği’nin yanında son38940-e1
zamanlarda bazı vatandaşların da bu hizmetlerde etkisi büyük. Özellikle, okulun altyapısındaki gelişmeler gurur veriyor. Öğrencilerin kullanımındaki teknik olanaklar süratle gelişiyor. Değirmenlik Lisesi’nin yönetiminin başındaki isim olan Ali Yaman’ın tüm bu gelişmelerdeki etkisi çok büyük. Sayın müdürün bu okulda olduğu sürede bu okulun daha da gelişeceğine şüphe yok. Bir de buralardan bir not, okulun hemen yanında inşaatı yarım kalan, çok amaçlı kapalı spor salonunun da tamamlanması için girişimlerin yapıldığını duymayı çok istiyorum. Kentleşen bir Değirmenliğin en büyük ihtiyacı mutlaka ve mutlaka kapalı ve çok amaca hızmet edebilecek olan bir salondur. Değirmenlik Belediyesi’nin, okul idaresinin, öğretmenlerinin ve tüm çevre halkının yaptırım gücünün buna yeteceğine inanıyorum. Kalın sağlıcakla.

http://www.yeniduzen.com/detay.asp?a=38940

“Yeniden yeşile”

Üniversite öğrencileri, Değirmenlik Lisesi’nde fidan dikimi projesi gerçekleştirdi 

resizeYakın Doğu Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri, öğretim görevlisi Ufuk Altunç Koordinatörlüğünde “Yeniden Yeşile” sloganı ile Değirmenlik Lisesi’nde ağaç dikim projesi gerçekleştirdi.
   Ağaç dikimi öncesinde çevre bilincinin geliştirilmesi ve fidan dikimi ile ilgili kısa bir konferans da yapıldı. 
   Konferansta Değirmenlik Lisesi Müdürü Ali Yaman, Yakın Doğu Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Görevlisi Ufuk Altunç ve Turizm ve Çevre Bakanlığı görevlisi Mustafa Kemal Meraklı birer konuşma yaptılar. 
   Değirmenlik Lisesi Müdürü Ali Yaman konuşmasında, “YDÜ öğrencileri olarak ağaç dikimi projesinde bizi tercih ettiğiniz için size sonsuz teşekkür ederiz. Bu gerçekleştirilen organizasyon, çocuklarımıza çevre bilincinin pekiştirilmesi için çok önemlidir. Okulu yeşillendirmeye yönelik atılan bu adım sosyal sorumluluklarımızın en önemlilerindedir” dedi. 
   YDÜ öğretim görevlisi Ufuk Altunç ise yaptığı konuşmada, ülkemizde yaşanan kuraklık nedeni ile doğanın olumsuz etkilendiğini vurgulayarak, “Yalnızca ağaç dikerek sorumluluklarımız bitmiyor. Dikilen her fidan sonrasında bakımı da çok önemlidir” dedi. 
   Turizm ve Çevre Bakanlığı, Çevre Koruma Dairesi görevlisi Mustafa Kemal Meraklı ise Kıbrıs’ın bitki örtüsü ve nesli tükenmeye başlayan canlılar hakkında bilgiler verdi.

http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/6/news/131857/PageName/K%FClt%FCr_-_Sanat_-_E%F0itim

Gençlerin gözündeki ışıltıyı gördüm..

30_1Değirmenlik Lisesi Düşüncü Kulübü öğrencileriyle okulun salonunda bir araya geldik.
Karşımda Mesarya köylerinden gençlik çağının eşiğinden girmeye hazırlanan 35 öğrenci vardı.
Yolda nasıl bir öğrenci kitlesiyle buluşacağımı merak etmiyor değildim.
Yaklaşık bir saat on beş dakika konuştuk. Çok net olarak şunu söyleyeyim…
O öğrencilerin çok büyük çoğunluğunu, neredeyse tümüne yakınını çok çok iyi buldum.
Daha sözümü tamamlamadan bırakın soru sormayı düşünsel katkı koyan öğrenciler buldum karşımda.
İnanın aralarında bir çift bile soluk bakan göz yoktu.
Kıbrıs Türk insanı kendine güveniyor mu? sorusunu sordum. Koro halinde, Hayır dediler.
Geçtiğimiz hafta içinde Değirmenlik Lisesi'nden aradılar.
Konu, Düşüncü Kulübü'nün etkinliğine konuşmacı olarak katılmam.
Kabul ettim.
Dün öğle saatlerinde de Değirmenlik Lisesi'ne gittim.
Değirmenlik, Lefkoşa ile kıyaslandığı zaman, Burnumuzun dibinde.
Yani çok yakın.
Lefkoşa'ya yakınlık avantaj mı dezavantaj mı?
Bir okul için çok da avantajlı olmayabilir.
Tüm yasal düzenlemelere rağmen, ailenin koşulları uygunsa Lefkoşa'da bir okulun tercih edilme olasılığı yüksek.
Değirmenlik Lisesi'ne ilk kez gittim.
Yaptıkları çalışmaları basına yansıdığı kadar takip ettim bugüne kadar.
Okula gittiğim zaman beni ilk etkileyen, okulun kendini öğrenciye ve veliye yönelik tanımlayıp, bu tanımlamayı Değirmenlik Lisesi ismiyle buluşturup kalıcılaştırması.
Nedir bu tanımlama?
Öğrenciye değer, veliye güven veren okul.
Hiç kuşkusuz bunu söylemek kolay.
Önemli olan bunu hayata geçirmek.
Değirmenlik Lisesi'nde yaklaşık bir buçuk saat kaldım.
Ancak bu bir buçuk saat, bir düşüncenin oluşumuna ilk malzemeleri verdi.
Okul kirli değildi…
İletişim kurduğunuz öğrencilerin sosyal iletişim düzeyi iyi…
Kapılar genelde açık…
Okulda disiplinsizliğin sesi, bir gürültü yok.
Okul müdürü Ali Yaman'la konuştum önce.
Bir sorunları seslendirmek var, bir de sorunları yangın malzemesi yapmak…
Ali Yaman, sorunları seslendiriyor ama sorunlara teslim olmuyor.
Sorunlara karşı çıkış yollarını da seslendiriyor.
Haspolat'tan Kalavaç'a kadar Mesarya köylerinden öğrenci alıyorlar.
Öğrenci taşımacılığı var.
Ali Yaman, okuluna ayrılan yıllık seksen bin TL'lik taşımacılık parasının daha verimli kullanımı üzerine kafa yoranlardan.
Taşınan öğrenci sayısını net olarak belirlersek belki de bir miktar para tasarruf ederiz. O parayı da spor ve eğitime katkı amaçlı gezilerde kullanırız dedi.
Çok doğru.
Bunun için öğrencilere İstanbul'da kent ulaşımında uygulanan AKBİL örneği bir çalışmadan bahsetti.
Öğrenci profilini de konuştuk.
Değişen öğrenci yapısının sıkıntılarını anlattı.
Ancak Ali Yaman, topu öğrencilerden hatta bazı ailelerden gelen sorunlara atıp başarısızlığa kılıf aramıyor.
Öğretmen arkadaşlarından övgü ile bahsetti.
Anlattıklarından anladım ki çocuklarla birlikte aileleri de eğitmek görev haline geldi.
Bizde biri çocuk okutuyorum dediği zaman anlaşılan yükseköğrenimdir.
Halbuki özellikle son dönemde Türkiye'den gelen pek çok aile için çocuğu ilk okula göndermek bile çocuk okutmak.
Çocuğun okula gönderilmesi, aile bütçesine katkı yapmadan okulda zaman geçirmesi demek.
Bazı ana babalar muhaceret affından yararlanıp Türkiye'ye geri dönmüş ama Kıbrıs'ta çocukları var.
O çocuklara komşular bakıyor.
Değirmenlik Lisesi Düşüncü Kulübü öğrencileriyle okulun salonunda bir araya geldik.
Sohbet ortamımızda 35 öğrenci vardı.
Sunuşum ve bir anlamda sohbet için konulan başlık, KIBRIS TÜRK TOPLUMUNDA DÜŞÜCE DERİNLİĞİ'ydi.
Karşımda Mesarya köylerinden gençlik çağının eşiğinden girmeye hazırlanan 35 öğrenci vardı.
Yolda nasıl bir öğrenci kitlesiyle buluşacağımı merak etmiyor değildim.
Yaklaşık bir saat on beş dakika konuştuk.
Çok net olarak şunu söyleyeyim…
O öğrencilerin çok büyük çoğunluğunu, neredeyse tümüne yakınını çok çok iyi buldum.
Felsefe konularını, sosyoloji konularını, toplumla ilgili kanaat şekillendirmesine yarayacak konuları irdeledik.
Daha sözümü tamamlamadan bırakın soru sormayı düşünsel katkı koyan öğrenciler buldum karşımda.
En önemlisi ders kitaplarının dışında da kitap okuyan gençler gördüm.
İnanın aralarında bir çift bile soluk bakan göz yoktu.
Kıbrıs Türk insanı kendine güveniyor mu? sorusunu sordum. Koro halinde, Hayır dediler.
Kendine güvenmeyen bir toplumun başarılı olma şansının olmadığını da buluştuk.
Kısacası Değirmenlik Lisesi'nde gençlerin gözündeki ışıltıyı gördüm.
Öyle bir ışıltıydı ki gördüğüm, üniversite ortamında bile zor bulunan bir ışıltı.
Hiç kuşkusuz bu kendiliğinden oluşmuyor.
Okul idaresinin, öğretmenlerin bunda payı çok büyük.
Değirmenlik Lisesi'nde okula sahip çıkan bir anlayış gördüm.
Bunu görmek için çok vakit geçirmenize de gerek yok.
Hatta okulun kapalı olduğu bir saatte bile o okula gidiniz, olumlu yanları mutlaka kolayca fark ederseniz.
Bütün mesele insanın çalıştığı yere sahip çıkarak çalışması. Sahip çıkmanın olduğu yerde başarı mutlaka gelir.
Günün sözü:
Gözlerdeki ışıltı, geleceği de aydınlatır
Hasan HASTÜRER

http://www.haberkktc.com/yazar/genclerin-gozundeki-isiltiyi-gordum-1234.html

Okul Müdürümüzün Mesajı

aliyaman

OAB Başkanımızın Mesajı

Resim 248

Müjde: AB Projemiz Onaylandı.

conferencebike250