dladmin

Değirmenlik Lisesi Kıbrıs Gecesi

Kıbrıs Gecesi

scan

Yıl Sonu Etkinliğimiz

BRT Haber Değirmenlik Lisesi Laboratuvar Açılışı

Değirmenlik Lisesi Çok Amaçlı Salon Açılışı

Değirmenlik Lisesi Çok Amaçlı Salon Açılışı

Engelsiz Yaşam

‘Tohumdum, buraya düştüm, burada yeşerdim ben’

Türkiye’den gelen ailelerin
Kıbrıs’ta büyüyen çocukları
Çağıl Günalp

===========================================================
>>1974 sonrası ortaya çıkan toplumsal ‘ayrışma’ sorununu masaya yatırıyoruz. Kimi zaman çeşitli sıfatlar ile dışlanılan insanlar Kıbrıs’ı, yaşadıklarını anlatıyor… Türkiye’den gelen ailelerin Kuzey Kıbrıs’ta büyüyen çocukları konuşuyor (1)<<
===========================================================

12458-ozel-bgAilelerinin yaşadıkları, ülkeyi terk edip Kuzey Kıbrıs’ta yeni bir hayat kurma kararları, aileleri kadar onları da etkiledi. 1974 yılından beridir Kuzey Kıbrıs’a göç eden Türkiye’den gelen ailelerin çocuklarının kimisi bu coğrafyada hayata “merhaba” dedi… Kimisi ise konuşmayı burada öğrendi… Başka bir ülkede, başka bir kültürde doğan ve büyüyen çocuklar anlatıyor

‘Tohumdum, buraya düştüm, burada yeşerdim ben…’

———————————————————————————————–

·        Leyla Günsay, 17 yaşında genç bir kız… Ailesi Gaziantep’ten 16 sene önce Kuzey Kıbrıs’a yerleşmiş…
·        
“Bebekliğimi, çocukluğumu, ergenlik dönemimi bu topraklarda geçirdim ben…Buranın eğitimini aldım. Konuşmaya bu ülkede başladım”

·         “Türkiye’den 15 yaşından sonra gelen kişiler Türkiyeli damgası yiyor”

·         “Kıbrıs’ta 2 gününü geçiren bir insan… benim yıllarca ortaya koyduğum düzgün duruşu zedelememeli”

·        “İnsanları sıcakkanlı Kıbrıs’ın. İleri görüşlü. Ben Türkiye’de gece yalnız başıma dışarı çıkamam.”

Leyla Günsay, 17 yaşında genç bir kız… ‘Günsay’ ailesinin 5 çocuğunun en küçük olanı. Değirmenlik Lisesi’nde okuyor… Lise son sınıf öğrencisi. Ailesi Gaziantep’ten 16 sene önce Kuzey Kıbrıs’a yerleşmiş…
Ailesi Kıbrıs’a yerleşmeye karar verdiğinde sadece 1 yaşında bir bebek olduğunu söylüyor Leyla.
“Bebekliğimi, çocukluğumu, ergenlik dönemimi bu topraklarda geçirdim ben…Buranın eğitimini aldım. Konuşmaya bu ülkede başladım” cümlelerini kuruyor konuşmasının başında… Gerek okulunda, gerekse sosyal yaşantısının her evresinde herkes tarafından benimsendiğini belirten Leyla, “Beni hiç ailem Türkiyeli diye dışlamadılar. Her zaman kişiliğim ile benimsendim. Doğru olan da buydu” diye konuşarak herhangi bir söylem veya davranış ile herhangi bir ötekileştirilmeye maruz kalmadığını ifade ediyor.
 
“‘Türkiyeli’ damgası yiyenler var”

“Peki Türkiyeli ailelerin çocuklarından herhangi bir dışlanmışlık yaşayan tanıdığın veya bildiğin var mı?” diye sorduğumuzda ise Leyla Günsay, ötekileştirilenlerin genelde 15 yaşından sonra Kuzey Kıbrıs’a gelen Türkiyeli ailelerin çocukları üzerinde olduğunu kaydediyor. 12458-ozel“Türkiye’den 15 yaşından sonra gelen kişiler Türkiyeli damgası yiyor” şeklinde konuşan Leyla, Türkiyeli ailelerin burada doğan veya çok küçük yaşta Kuzey Kıbrıs’a gelen çocuklarının çok büyük bir oranının topluma adapte olduğu için herhangi bir dışlanmaya maruz kalmadığını düşündüğünü belirtiyor.
 
‘Rahşan Affı’ ve Kıbrıs ilişkisi

 “Gazetelerde okuyorsundur. TC’den gelen ve suç işleyen birçok insan var ülkede. Cezaevine baktığımızda büyük oranı TC’li. Bu seni rahatsız ediyor mu?” sorusuna ise ilginç bir cevap veriyor. Türkiye’de 2000 yılında çıkan af sonrası Kıbrıs’a gelen Türkiyeli nüfustan bahsediyor. Af sonrası adaya  gelen TC’li nüfus ile birlikte suç işleyenlerin yoğunlaşabileceğine ihtimal veriyor. Türkiye’de tahliye edilen kişilerin damga yediklerini kaydeden Leyla, Türkiye’de tahliye sonrası dışlanan şahısların Kıbrıs’a yerleşmeyi tercih ettiklerine işaret ediyor.
 
“Kıbrıs’ta 2 gününü geçiren bir insan…”

Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine artarak devam eden kontrolsüz nüfus akışı  ciddi anlamda rahatsız ediyor O’nu…  “Bugün Kıbrıs’a Türkiye’den ciddi bir nüfus hareketi olduğu doğrudur. Bundan 17 yaşında bir kız olarak ben de rahatsızlık duyuyorum. Buraya Türkiye’den gelip suç işleyen bazı kişiler bütün Türkiyelilerin kötü bilinmesini beraberinde getiriyor” cümleleri ile kontrolsüz nüfus akışı ile ilgili düşüncelerini ortaya koyan Leyla, her şeye rağmen toplumun bazı kesimlerinin bütün Türkiyelileri “kötü” bilmesinden büyük üzüntü duyuyor.
“Türkiye’den bu ülkeye gelen herkes kötü değildir. Kıbrıs’ta 2 gününü geçiren bir insan benim yıllarca ortaya koyduğum düzgün duruşu zedelememeli” diyen Leyla, adaya göç eden insanların etnik kökenleri yerine kişilikleri ile değerlendirilmelerinin insanları ötekileştirmemek için gerekli olduğuna dikkat çekti.
 
Buradaki hayat orada yok !

Kıbrıs ile Türkiye arasında ne gibi farklıklar olduğunu düşündüğünü merak ediyoruz. Gözlemlediği farklılıkların ne olduğunu  soruyoruz Leyla’ya. Başlıyor anlatmaya kendi dünya görüşü çerçevesinde gözlemlediği farklılıkları: “ Kuzey Kıbrıs’ta kimse kimsenin bir şeyine göz koymaz. Burada insanlar rahat ve huzurlu. Yaşamak rahat. İnsanları sıcakkanlı Kıbrıs’ın. İleri görüşlü. Ben Türkiye’de gece yalnız başıma dışarı çıkamam. Türkiye’ye giderken bavulumu açık kıyafet koyamam. Kıbrıs Türkiye kadar muhafazakar bir ülke değil ” 
 
Kendimi Kıbrıslı gibi hissediyorum

Sohbetimizin ilerleyen dakikalarında konu Leyla’nın kendini “Kıbrıslı mı Türkiyeli gibi mi?” hissettiğine geliyor. Leyla bu soruya cevap verirken bir saniye bile düşünmüyor: “Tabi ki Kıbrıslı gibi hissediyorum kendimi. Ben bir tohumdum. Buraya düştüm. Buranın toprağında buranın suyu ile yeşerdim. Kıbrıslı hissediyorum doğal olarak kendimi”. Konuşmamız esnasında Türkiye’de doğmaktan ise her zaman gurur duyduğunu anlatıyor Leyla. Türkiye’de doğan ve adada büyüyen bazı kişilerin Türkiye’de doğduklarını inkar ettiklerini belirten Leyla, insanın dünyanın herhangi bir coğrafyasında dünyaya gelmesinin ne gibi utanılacak bir yanı olduğunu anlamakta güçlük çektiğini vurguluyor.

http://www.yeniduzen.com/detay_ars.asp?a=12458

Çevre masaya yatırılacak

“Yerel Yönetimler, Halk Sağlığı ve Çevre” paneli Pazartesi gerçekleştiriliyor…
 
15141-degir-1Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği ile Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’ninin birlikte düzenleyecekleri “Yerel Yönetimler, Halk Sağlığı ve Çevre” konulu panel, 14 Aralık 2009 Pazartesi, Saat: 19.30’da Değirmenlik Lisesi’nde gerçekleştiriliyor. Konu ile ilgili basına açıklamada bulunan Değirmenlik Çevre ve Tanıtma Derneği başkanı Osman Çağdaşoğluları panelle ilgili olarak şunları dile getirdi: “Yaklaşık bir yıl önce kurulan derneğimiz, bölgemizde başgösteren çevre sorunlarına ilişkin halkta duyarlılık ve farkındalık yaratmak maksadıyla bir takım somut faaliyetler gerçekleştirmiştir. İlk olarak yaşanan kuraklığa karşı mücadele olarak fidan dikimi ile işe koyulduk. Ardından ağaçlandırılmak üzere ilgili bakanlık tarafından derneğimize içar edilen tepelik araziye yönelik, Avrupa birliği hibe programları kapsamında toplam değeri yaklaşık 267.000 Euro olan bir AĞAÇLANDIRMA projesi hazırladık. Ön aşamayı geçmiş olan projemizin bir sorun çıkmakadığı taktirde kabulünün gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Temmuz ayı içerisinde, bölgemizde yaşanan çevresel sorunlarla ilgili olarak başta taş ocakları olmak üzere, plansız yapılaşma, çöplükler, peynir altı suları, baz istasyonları gibi daha birçok sorunun varlığı hakkında, önerilerimizi ve görsel materyalleri de içeren bir dosya hazırlayarak Cumhurbaşkanımıza makamında sunduk. O günkü resmi ziyaretimizde de ifade ettiğimiz gibi, çevre sorunlarını herkesin ortak sorunu olarak görmekteyiz.  Sorunlar, SİYASET ÜSTÜ öncelikli sorunlar olarak ele alınıp değerlendirilmeli ve Sivil Toplum-Devlet işbirliği ile çözümlenmesi gerektiğine inanmaktayız. Bu anlamda panelimizin savunduğumuz bu perspektife olumlu katkılar yapacağı inanmaktayız. 15141-osmanPanelin gerçekleştirilmesinde İnanılmaz katkı ve özverilerde bulunan başta Değirmenlik Lisesi Müdürlüğü’ne, Belediye imkanlarını seferber eden Değirmenlik Belediyesi’ne ve derneğimize katkı yapan tüm kurum kuruluş ve bireylere sonsuz teşekkür eder, tüm halkımızı panelimize katılarak bizleri onurlandırmaya ve bilgilenmeye davet ediyorum”
 
KONUŞMACILAR:
1.    Prof. Dr. Çağatay Güler
(Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim üyesi)
 
2.    Yrd. Doç. Dr. Salih Gücel
(Yakın Doğu Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Öğretim üyesi)
 
3.    Sibel Paralik  (Çevre Mühendisi)
 
4.    Mustafa Gürsel  (Emekli Gazeteci-Çevre Aktivisti)
 
Tarih:
14 Aralık 2009 Pazartesi
 
Yer:
Değirmenlik Lisesi (Değirmenlik)
 
Panel Akışı:
19.30  Tanışma ve Sohbet Kokteyli
20.00  Açılış Konuşması ve Derneğe katkı yapan 
           Kuruluş ve SahıslaraTeşekkür Belgelerinin Verilmesi
20.10  Panel konuşmacılarının sunumları ve
sunumların ardından soru ve cevap bölümü.

http://www.yeniduzen.com/detay_ars.asp?a=15141

Öğrenciler grevde!

Öğrenciler grevde!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı karar öğrencileri greve sürükledi. Artık “zorunlu eğitim” dışında otobüs ücretlerini ödemeyeceğini açıklayan bakanlığın kararına öğrenciler tepkiyle yaklaştı. Bu bağlamda Değirmenlik Lisesi öğrencileri Cuma günü, kararın geri alınması için okul binası önünde saat 10.05’te grev düzenliyor.

http://www.yeniduzen.com/detay_ars.asp?a=3450

Okul Müdürümüzün Mesajı

aliyaman

OAB Başkanımızın Mesajı

Resim 248

Müjde: AB Projemiz Onaylandı.

conferencebike250